Kurslarımız
KPSS Hazırlık
Kaymakamlık
Kamu Yönetimi
İdari Hakimlik
G.Yetenek-G.Kültür
KPSS-B
Gurur Tablomuz
Adli Hakimlik
Tek Ders
Sayıştay
KPSS Hakkında
KPSS SSS
KPSS Klavuzları
KPSS Soruları
Devletim
Sitede Ara

Detaylı Arama kpss
Kullanıcı

Kullanıcı adı:

Şifre :


Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum
aktivasyon
Üye ol
Ana Sayfa Hakkımızda Online Başvuru İletişim Başarılarımız Makaleler
 

MOTİVASYONUN KURAMLARI

Bir sınıftaki öğrenciler birçok özellikleri ile birbirine benzerken çok farklı davranışlarda göstermektedirler. Biri ödevlerini yapıyor, derse katılıyor, diğer öğrenci ise ödevlerini yapmıyor derse istekli katılmıyor. Motivasyon kuramları bu yönleri ile bireyler arasındaki farklılıkları açıklamamızda bize yardımcı olmaktadır ( Küçükahmet, 2003, s.167).

“Motivasyonu açıklayan farklı kuramlar bulunmaktadır. Bunların başlıcaları; Davranışçı Yaklaşım, Bilişsel Yaklaşım, Hümanist Yaklaşım, Sosyal Öğrenme Yaklaşımı” (Erden, Akman, 1995, s.232)….

Davranışçı Yaklaşım
“Davranışçılara göre güdüler, şartlanma ve modelden öğrenme yollarıyla öğrenilmektedir. Güdülenmemde davranışçı yaklaşımın etkililiği büyük ölçüde pekiştireçlere bağlıdır” (Küçükahmet,2003, s.170)….

“Pekiştireçler kullanıldığında öğrencilerin daha çok çaba gösterdikleri düşünülmektedir. Öğrencilerin verilen görevleri tamamlamaları içsel ve dışsal ödüllere bağlıdır” (Karip, 2003, s.119)…. Bu yaklaşım dışsal güdülenmeye dayalı yaklaşımdır. Bu yaklaşıma göre öğrenci kendi amaçlarını bir kenara bırakıp kendini ödüle götüren amaçlara yönelir (Küçükahmet, 2003, s.170). Sınıfta sorulan sorulara doğru cevap veren öğrencilere pekiştireç verildiğinde daha sonraki sorulara cevap vermeye güdülenirler. Tabii bu pekiştireçler öğrencilerin yaşına uygun olmalıdır.Böyle olduğu sürece öğrenciler öğrenmeye karşı daha fazla istek duyarlar(Selçuk,1997,s.157). Davranışsal yaklaşımın ilkeleri okullarda yaygın olarak kullanılmasına rağmen öğrencileri güdüleme konusunda tartışmalı bir yaklaşımdır (Küçükahmet,2003,s.170).

Dışsal güdülenmede öğrenci kendi amaçlarını unuttuğu için öğretmenine bağımlı kalabilir. Oysa öğrencilerin kendisini içsel olarak pekiştirmesi, kendi kendine karar vererek uygun amaçlara yönelmesi beklenir. Farklı bir açıdan baktığımızda pekiştireçlerin etkili kullanılmaması güdülenmeyi zora sokacaktır (Selçuk,1997,s.156).

Örneğin; bir öğretmen öğrencilerine ödevlerini yaptıkları için 100 puan verirse bu durum öğrencilerde orta düzeyde başarı göstermenin bile 100 puan getireceği fikrini uyandırır. Alınan ödülün, yapılan ödevin kalitesi ve çabası ile ilgili değil de onun yapılmasıyla kazanılabileceği mesajını alırlar. Bu durum güdülenmeyi zarara sokar (Küçükahmet,2003,s.170).


Bilişsel Yaklaşım
Bu yaklaşım davranışçı yaklaşıma göre karşıt görüşler içermektedir. Davranışçı yaklaşımda dışsal pekiştireçler görülürken bilişsel yaklaşımda içsel pekiştireçler ön plandadır. Bireyler dış uyarıcılardan ziyade bu uyarıcıları yorumlama biçimlerine göre tepkide bulunurlar (Selçuk,1997,s.158).

Örneğin; bir öğrenci önemli bir sınavına çalışırken açlığımı ya da uykusuzluğunu fark etmeyebilir (Akman,Erden,1995,s.237). “Çünkü yeterli olma ve amaçlarını gerçekleştirme gibi içsel ihtiyaçların altındadır” (Selçuk,1997,s.158)….

Davranışçı yaklaşım öğrencileri ödüle doğru götürürken öğrencinin kendi amaçlarını bir tarafa bırakıyordu. Bilişsel yaklaşım ise kendilerini ödüle götüren davranışı değil de kendi amaçlarına götüren davranışlar sergilerler. Dolayısıyla burada öğretmene bağımlılık yoktur bireyler kendilerini oluştururlar.

Bilişsel kuramcıların önemle durdukları gereksinimlerinden biri çevreyi anlama ve yeterli olmalıdır. İnsanlar çalışmaktan hoşlandıkları için ya da anlamak isteği için çalışırlar. Örneğin; bireyin bir problemi doğru olarak çözmesi ya da amacına ulaşması kendisi için bir ödüldür. Bu nedenle sınıf ortamında öğrencileri güdülemek için meraklarını uyandıracak soru ve problemlere yer vermelidir (Akman,Erden,1995,s.237).

Bilişsel alan kuramcılarının geliştirdiği en kapsamlı güdülenme kuramları neden bulma kuramı ve anlama ihtiyacı kuramıdır.

Neden Bulma Kuramı: Bu kurama göre insanlar sürekli başarı ve başarısızlıklarının nedenlerini bulamaya çalışırlar… Neden bulma kuramı; bireyin kendi başarı ya da başarısızlığını açıklama biçimini güdülerini nasıl etkilendiğini incelemektedir. Weinner; öğrencinin başarı ya da başarısızlığını açıklama biçimlerini üç boyutta toplamıştır.
1.Nedenin bireyin dışında ya da kendisinde olması
2.Nedenin durağan ya da değişken olması
3.Sorumluluğun kontrol edilememesi (Erden,Akman,1995s.238)

Örneğin; öğrencilerin sınav sonucunu öğrendikleri zaman öğretmen, çalıştığım yerden soru sormadı, sınav günü karnım ağrıyordu, matematik yeteneğim yok gibi açıklamalarda bulundukları sıklıkla görülmektedir. Burada öğrencilerin başarı ya da başarısızlıklarına neden bulma çabası görülmektedir.

Anlama İhtiyacı : Bilişsel kuramcılar öğrencilerin anlama, ön kestirmede bulunma ve düzeyine ilişkin ihtiyaçlar üzerine odaklanmaktadır. Bilişsel kurama göre, dünyayı anlama ve denge kurabilme ihtiyacından dolayı güdüleniriz. Çocuğun deneyimleri o anki bilinçsel güçleri ile tutarsız olduğunda veya bilinçsel dengesizlik yaşadığında henüz açıklanamamış şeyleri tecrübe ettiklerinde dolaylı olarak öğrenmeye motive olurlar. Örneğin; küçük çocuklar neden çevrelerine dikkatle araştırırlar? Neden haberleri dinleriz, gazeteleri okuruz?

Sonuç olarak bilişsel yaklaşıma göre insanlar dünyayı anlama ihtiyacı duyarlar bu nedenle öğrenmek için motive olurlar (Erçetin, Özdemir, 2001, s.115).

Hümanist Yaklaşım
Abraham Maslow’un temsil ettiği bu görüşe göre bireylerin motive edilmelerinin temelinde ihtiyaçlar yatar. Bu ihtiyaçlar temel ve üst düzey ihtiyaçlar olmak üzere ikiye ayrılır. Maslow ihtiyaçları, en alt düzeyden başlayarak: fizyolojik ihtiyaçlar, güven duyma, bir gruba ait olma-sevme-sevilme, statü kazanma-kendine saygı duyma, merak giderme, bilme, estetik ve kendini gerçekleştirme şeklinde sıralamıştır. Bir alt düzeydeki ihtiyaç giderilmedikçe bir üst düzeydeki ihtiyacın giderilmeye çalışılması mümkün değildir. Uykusuz, aç olan bir öğrencinin bilme ihtiyacı için uğraşması mümkün değildir (Karip, 2003, s.121).

Aslında bütün insanlar güdülenmiştir, kimse motivasyonsuz değildir. İnsanlar bizim, onların yapmasını istediğimiz bir şey için güdülenmemiş olabilirler ancak bu onların motivasyonsuz olduğu anlamına gelmez. Ders esnasında yanındaki arkadaşı ile konuşan bir öğrenci güdülenmemiş değildir ancak onun güdülenmesi derse ilişkin değil ders dışı etkinliklere ilişkindir ( Küçükahmet, 2003, s.171)

Sosyal Öğrenme Yaklaşımı
Bu yaklaşıma göre, davranışçı ve bilişsel yaklaşımların özelliklerini birlikte içerir ve yeni kayıtlar ekler. Sosyal öğrenme kuramına göre sadece dışsal uyarıcılardan etkilenmediğimiz gibi yalnızca içsel etkilerle de güdülenmeyiz(Selçuk, 1997,s.159). “Çevresel değişkenler ve bilişsel özellikler kadar, öz-yeterlilik (kendi kendine yetme, bağımlılık, başarı vb.) özelliklerde öğrencilerin davranışını etkiler” (Küçükahmet,2003,s.172)….

Sosyal öğrenme kuramcılarına göre güdülenmeyi etkileyen üç temel unsur vardır. Bunlar ; bireyin amacına ulaşma beklentisi, amacın birey için değerli ve bireyin yapılan işe yönelik duygusal tepkisidir (Erden, Akman, 1995, s.233). “ Birey ilk iki maddeye olumlu cevaplar verirse öz-yeterlilik duygusu gelişir. Öz-yeterlilik: Bireyin belirli bir işi başaracak yeteneğe sahip olduğuyla ilgili algısıdır “ (Selçuk, 1997, s.159)….

Sosyal öğrenme kuramının önde gelen isimlerinden biri olan Bandura’ya göre, birey geçmiş yaşantılarına dayalı olarak ya da başka kişilerin yaşantılarını gözleyerek bir işin gelecekteki sonuçlarını tahmin eder ve sonuç olumlu ise yapacağı işe güdülenir (Erden, Akman, 1995, s.233) .Örneğin; kışın ellerinizin donmasını beklemeden eldivenlerinizi giyersiniz çünkü önceki yaşantılarınızdan böyle bir çıkarıma varırsınız. Öğrenciler yeni bir yarı yıla başladıklarında alacakları derslerin hangilerinde başarılı ya da başarısız olacaklarına dair bir yargı geliştirirler ( Selçuk, 1997, s.159).